Koronavirüs günleri – 2 /  Rüyada hasbıhal

Haftalardır Koronavirüs’le kalkıp, Koronavirüs’le yatıyoruz. Onun ne kadar öldürücü, zalim ve bulaşıcı olduğuyla ilgili konuşuyoruz, yazıp, çiziyoruz. Tüm dünya insanları Koronavirüs’e odaklanmış durumdayız. Durum bu olunca hayallerimizi, planlarımızı Koronavirüs gerçeğine göre yapmaya başladık. Bunlardan etkilenmiş olmalıyım ki, dün gece rüyama Koronavirüs girdi. Onu rüyamda gördüm, tanıştık ve hatta sohbet ettik. Rüya bu, ne kadarı gerçek, ne kadarı gerçek dışı bilemem, ama aklımda kaldığı kadarıyla şunları konuşabildik:

  • Ne istiyorsun insanlardan Koronavirüs?
  • Benim insanlarla bir alıp veremediği yok, sadece sizin hakkınız olduğu kadar yaşamak istiyorum.
  • Ama yaşarken zarar veriyorsun, öldürüyorsun. Hem yaşlı ve zayıf olanlarımızı öldürüyorsun.
  • Öldürdüğümü ve kimi öldürdüğümün farkında değilim ki. Ben sadece yaşam bulduğum yerler arıyorum. Bunun bir insan olduğunun, yaşlı ve zayıf olduğunu fark edemiyorum. Bu benim doğama aykırı. Yaşamak için bir canlıya ihtiyacım var, ben sadece bunu arıyorum.
  • Neden başka canlılarda değil de insanlara geliyorsun?
  • Öyle yapıyordum zaten, ben hep vardım. Ama insan canlısıyla yeni tanıştım. Nasıl tanıştığımı bile bilmiyordum. Öncesin de de yaşadığım canlılar vardı, ama insanlar kadar tepki vermediler bana. Nasıl olduysa, sizinle tanışınca benim varlığım bilinmeye başladı ve bu noktaya geldi.
  • Niçin dünyanın her yerine yayıldın ve tehdit haline geldin?
  • Bak, orada dur. Siz insanlarda dünyanın her yerinde yok musunuz, siz de dünyayı tehdit etmiyor musunuz? Siz de gittiğiniz her yere yıkım, felaket ölüm götürmüyor musunuz? Doğaya bıraktığınız çöpler, atıklar, kimyasallar da doğada başka canlılara zarar vermiyor mu? Siz biraz kendinizi dünyanın sahibi gibi görüyorsunuz. Ve kendi yaptıklarınızı görmezden gelip, sadece benim gibi size zarar verenleri görüyorsunuz. Bu bir haksızlık değil mi?
  • Belki bir yere adar haklısın, ama bizim doğayı koruyan, diğer canlıların yaşama hakkını savunan bir tarafımız da var. Siz tüm insanlara zarar veriyorsunuz. Eğer böyle yaparsanız, doğaya da zarar vermiş olmaz mısınız?
  • Biz bu ayrıntıyı bilemeyiz. Biz de sizin gibi yaşam mücadelesi veriyoruz. Öldürmek gibi bir niyetimiz yok. Barış içinde yaşamak istiyoruz. Aslında bunu yapıyoruz da. Ama sizin içinizde doğal yaşamayan ya da artık doğaya karşı direnci kırılmış olanlar bizden etkileniyor. Biz yaşamak için girdiğimiz her canlıyı öldürmüyoruz. Aslında onu kuvvetlendiriyoruz. Eğer dediğin gibi olsaydı dünyada insan kalmazdı. Biz sen dâhil birçok insanda hücremiz var. Ama bizimle barışık olanla, birlikte yaşamaya devam ediyoruz. Ölenlerin yaşlı olmasının sebebi de o. Siz ne kadar bizimle mücadele etseniz de, tükenmeyeceğiz. Bizimle barışık olanla yaşamaya devam edeceğiz, olmayanla savaşacağız. Sizin yaptığınız da bu değil mi? Şu dönemde bir uyum süreci dönemindeyiz. Bunlar geçecek, nasıl bir zamanlar vebayı, tifoyu, kolerayı atlattıysanız bunu da atlatacaksınız. Önemli olan bundan bir ders çıkartıp çıkartmamanız. Eğer yeniden kendinizi dünyanın sahibi göremeye başlarsanız, bazı gerçeklerden kaçamazsınız.
  • Biz kendi içimizde bunun savaşını veriyoruz. İstiyoruz ki, bu dünyada yaşarken, sadece bir canlı olduğumuzun farkında olarak yaşayalım. Güçlü olduğumuz için diğer canlıların yaşam hakkına saldırmayalım. Maalesef içimizde kendisini dünyanın, doğanın sahibi olarak gören insanlar çıkabiliyor. Yaşadığımız birçok sorun, onların sorumsuzluğundan dolayı çıkıyor. Bizi üzen tarafı, bunu cezasını bu insanların değil, içimizdeki en zayıf insanların çekmesi.
  • Kendi açınızdan haklısınız, ama bizim bunu fark etmemiz mümkün değil. Doğal yaşam, iç işleyişi mükemmel bir devinimdir. Biz sadece o devinimin bir parçasıyız. Doğada duygulara, özerk alanlara yer yoktur. Sizin bunu kabullenmeniz gerekir. Sizin kendi içinizdeki gelişmeler, dönüşümler doğayı ilgilendirmez. Her koşulda doğa, kendi bildiğini okur. Sorun sizin bunu göz önünde bulundurmadan yaşamaya çalışmanız. Sonra da zarar gördüğünüzde, mağdur olduğunuzu söyleminiz. Oysa olağan dışı hiçbir şey yoktur, her şey doğaya dâhildir. Kendinizi özel ve dünyanın sahibi görmekten vaz geçerseniz, her şey daha kolaylaşacaktır. Bizim için mülk yaşam bulduğumuz hücredir. Sizin için ise satın alabileceğiniz her şeydir. Oysa sizin satın alabildiğiniz her şey doğanın bir parçasıdır. Ve ona hükmetmeniz mümkün değildir…

Dediğinde Koranavirüs, önce üşüdüm, sonra ayaklarımı yorganın içine çektim ve döndüm, dönerken de uyandım. Kalktım ve olabildiğince ayrıntıları hatırlamaya çalışarak yazdım. Durum bu, hasbıhal böyle. Haber vermek istedim.

26 Mart 2020