Doğa; insanın soyunu tüketecek yegane güç

Şehirlerde tam fark edemiyor insan. Oralarda doğanın bozulmamış, kirletilmemiş halini görmek çok zor. Ve bir süre sonra da, bu durumu “normal” karşılayıp, yaşamlarımıza devam ediyoruz. Ama, büyük şehirlerden çıkıp, kasabalara, köylere, dağlara, tepelere gidince insanın içi sızlıyor. İnsan olmaktan utanmamak, insanlardan nefret etmemek mümkün değil. Aslında dışarıdan çok keyifli görünen doğa yürüyüşlerinin öyle bir berbat tarafı var ki, o kısmından yürüyüş sonrası hiç bahsetmiyoruz. Doğaya yapılan saldırının, kirliliğin fotoğraflarını hiç çekmiyoruz. Hep güzel şeyleri konuşup, yazıp, fotoğrafını çekiyoruz. Farkında olmadan bu durumu kabullenmiş oluyoruz. Gerçek şu ki, doğanın bağrında çok büyük bir ızdırap var. Kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde bile bu ızdırabı görmek mümkün. Ne tarafa baksak iç sızlatan bir manzara. Kimini devlet yapıyor, kimini sermaye, kimini kasabalı, kimini köylü, kimini tatilciler, kimini tek tel insanlar, kimini sen, kimini ben. Düşündüm düşündüm işin içinden ancak şöyle çıkabildim: Okumaya devam et Doğa; insanın soyunu tüketecek yegane güç