Sevgili Okur romana dahil; Hodbinler

Çok uzun zamandır başladığım kitapları bitiremiyordum. Ya yarım kalıyorlar ya da sürünüyorlar. Böyle olduklarını bildiğim için de kalın kitaplara başlamaya cesaretim hiç yoktu. Ama karşıma çıkan bu kitap beni adıyla ve ön bilgileriyle çekti. Ve nihayet yıllar sonra dört yüz sayfaya yakın bir kitabı kısa diyebileceğim bir sürede okuyup bitirebildim. Hem de ne okuma?

Saruhan Doğan’ın Hodbinler adlı ilk romanından o kadar etkilendim ki, kitabın sonlarına doğru kitap hakkında yazma isteğime engel olamadım. Hatta bir taraftan okurken, diğer taraftan yazacağım yazının kurgusunu da yapmaya başladım. Kitabı bitirdiğim gece ve ertesi günü ise, adeta kendim de kitabın içindeki karakterlerden biriymiş gibi hissediyordum. En sonunda, adı sanı belli olmayan ama romanda bana göre kritik bir eylem yapan karakterlerden biri olup, romanın önemli kahramanlarından ve Türk edebiyatın duayeni Üstad Efgan’la romanı konuşmaya karar verdim. Okumaya devam et Sevgili Okur romana dahil; Hodbinler

Varlık Yıllığı 1967; dönemin en önemli isimleri Türk Edebiyatını tartışmış – 3

1966 Kasım ayında yapılan ve 1967 Varlık Yıllığı’nda yayınlanan tartışmaların üçüncü ve son bölümü. Yazı içindeki bugün bize hatalı gelen bazı yazım ve imla hatalarını orijinalliğini bozmamak adına hiç değiştirmedim.

Son bölümde, sorunların iyice netleşmesine rağmen, çözüme yönelik farklı düşünceler her satırda kendini belli ediyor ve son sözlerini söylüyorlar:

KONUR ERTOP
Bugün Türk yazarlarının kendi üzerine düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirdiği kanısındayım. 1940 dan sonra bizim edebiyatımızda toplumcu görüş birinci plâna gelmiştir. Bu akımın da büyük yazarları yetişmiştir. Fakat önümüze çıkan büyük konu bu yazarların toplum tarafından yeteri kadar okunup izlenmediği noktasında beliriyor. Bunun için de bizim toplumuzda edebiyat eserini okumak, sanata karşı açılmak bir ihtiyaç haline gelmemiştir. Bunun yapılması da, bu ihtiyacın yerleştirilmesi, geliştirilmesi de, yazarın tek başına altından kalkacağı bir yük değildir. Bunun için okulların yapabileceği bazı işlemler vardır. Öğretmenin bazı zorunlulukları vardır. Hattâ çocuk edebiyatından başlanarak sanat beğenisini okurlara aşılamak gelir. Sanatçı tek başına bunları yapabilecek durumda değildir. Sanatçı Mehmet Seyda’nın da söylediği gibi kendi sanat tutumunu en başarılı, en üstün bir şekilde ortaya koymakla yükümlüdür. Toplumcu edebiyatın dışında bir de sanatımızda bunaltı gibi kapalı alana açılma var. 1955 den sonra meydana gelmiş olan yanlar var. Okuyucuya asıl kendisini benimsetemeyen bunlar görülüyor. Batıdan değişik kaynaklardan beslenmenin bunda etkisi var. Biraz önce söylenen özelliklerden biri dilin aşırı öz Türkçe olmasıdır. Okumaya devam et Varlık Yıllığı 1967; dönemin en önemli isimleri Türk Edebiyatını tartışmış – 3