Sahiller ve ormanlar hiç kimsenin değildir

Geçtiğimiz hafta biten bayram tatili sonrası, Muğla’nın Gökova Körfezi kıyısındaki tatil beldesi Akyaka’da tatilcilerin çevreye verdiği zarar had safhaya ulaştı. Deniz kenarları, akarsu ve göl kenarları, yol kenarları, ormanlık alanlar, parklar, kısaca her yer umumi çöplüğe döndü. Bu kirliliği yaratan, tatil için bölgeye gelen tatilcilerdi. Zira, tatil dönemi haricindeki dönemlerde de, bu kadar büyük çaplı olmasa da, doğaya duyarsız insanlar çevreyi sürekli kirletiyor. Evinde tadilat yapan molozunu, arıcılık ve tarım yapan köylü ve balıkçı her türlü atığını, yolculuk eden aracındaki çöpü, yolda yürüyen elindeki sigarasına kadar her şeyi, hatta doğa yürüyüşçüleri bile kendi çöpünü çevreyi kirletmekte bir sakınca görmüyor. Devletin ve özel şirketlerin çevreye verdiği büyük zararlar yetmiyormuş gibi, “halk” adı altındaki insanlar da doğaya karşı adeta savaş açmış durumda. Okumaya devam et Sahiller ve ormanlar hiç kimsenin değildir

Sular Kraliçesi Azmak

 

 

Çok eski zamanlarda denizin ve ovanın hemen yanından başlayıp, aniden dikleşen bir dağ varmış. Bu dağ görünüşte diğer dağlar gibiymiş ama aslında hepsinden farklıymış. Bu farkı hiç kimse bilmiyormuş. Dağın içinde hiç toprak yokmuş, sadece kayalar varmış. Kayaların arasındaki boşluklarda ise buz gibi sular dolaşıyormuş. Kayaların arasında dolaşan buz gibi sular yüzyıllar boyunca dolaştıktan ve yerin altındaki tüm boşlukları doldurduktan sonra artık gidecek yer bulamayınca yeryüzüne çıkmaya başlamış. Buz gibi sular, dağın dibindeki ovaya ve denize önce küçük sızıntılar halinde akmış, sonra akarsuya dönüşmüş.

İçi su dolu bu dağın ve buz gibi sularda yaşayanların bir de hikayesi varmış. Dağın içindeki suların nerelerde dolaştığını, neler yaptığını, hangi kayaların arasından geçtiğini ve daha başka her şeyi bilen bir sular kraliçesi varmış. Okumaya devam et Sular Kraliçesi Azmak