24 Haziran’da vicdanıma borç vereceğim

24 Haziran seçimleri yaklaşıyor. İkinci tura kalırsa 8 Temmuz’da Türkiye hem yeni cumhurbaşkanını, hem de meclise girecek 600 vekili seçmiş olacak. Belki de hiç ikinci tura kalmayacak 25 Haziran’a tıpkı 16 Nisan 2017’de olduğu gibi büyük bir karamsarlıkla gireceğiz. Normalde siyasetçiler bu gibi durumlarda, “24 Nisan’da bitecek seçimi her iki tarafta kazanabilir, niçin kesin kaybedilmiş gibi düşünelim ki?” gibi yorumlarla her koşulda kazanma şanslarına vurgu yaparlar. Ama ben siyasetçi değilim, hiçbir hesabım da yok. O nedenle ne düşünüyorsam onu söylerim. Okumaya devam et 24 Haziran’da vicdanıma borç vereceğim

24 Haziran seçimleri ve sandığa gitmek üzerine

AKP iktidarı, ülkeyi oyun parkına çevirdi. Canı ne isterse onu yapıyor. Bir bakıyorsunuz Amerikancı oluyor, bir bakıyorsunuz Avrasyacı. Bir bakıyorsunuz demokrasi havarisi kesiliyor, bir bakıyorsunuz diktatörlük yapıyor. Bir bakıyorsunuz darbe karşıtı görünüyor, bir bakıyorsunuz darbeci oluyor, bir bakıyorsunuz seçim isteyenlere saldırıyor, bir bakıyorsunuz seçim istiyor. Seçim sonuçlarını beğenmeyip yeniden seçim istiyor. Günü gününe, saati saati uymuyor. Koltuk değneği yaptığı MHP’yle meclis gücünü kullanarak istediğini yapıyor. Ve en kötüsü her halükârda desteğini aldığı ciddi bir halk kesimi var.

Muhalefet partilerinin gücü bunları engellemeye yetmediği gibi, itiraz ede ede onun peşinden koşturup duruyorlar. Tam bir çaresizlik içindeler. Çünkü, AKP’nin ülkeye verdiği her türlü zarar tabanı tarafından dahi bilinmesine rağmen, diğer partileri desteklemiyorlar. Israrla AKP’nin arkasında duruyorlar. Bu sadece, maddi yardımlarla açıklanacak bir durum değil. Öncelikle esas düşünülmesi gereken konu bu. Özellikle CHP ve HDP’nin üzerinde ciddi şekilde düşünmeleri gereken noktanın bu olduğunu düşünüyorum. Okumaya devam et 24 Haziran seçimleri ve sandığa gitmek üzerine