Sevgili Okur romana dahil; Hodbinler

Çok uzun zamandır başladığım kitapları bitiremiyordum. Ya yarım kalıyorlar ya da sürünüyorlar. Böyle olduklarını bildiğim için de kalın kitaplara başlamaya cesaretim hiç yoktu. Ama karşıma çıkan bu kitap beni adıyla ve ön bilgileriyle çekti. Ve nihayet yıllar sonra dört yüz sayfaya yakın bir kitabı kısa diyebileceğim bir sürede okuyup bitirebildim. Hem de ne okuma?

Saruhan Doğan’ın Hodbinler adlı ilk romanından o kadar etkilendim ki, kitabın sonlarına doğru kitap hakkında yazma isteğime engel olamadım. Hatta bir taraftan okurken, diğer taraftan yazacağım yazının kurgusunu da yapmaya başladım. Kitabı bitirdiğim gece ve ertesi günü ise, adeta kendim de kitabın içindeki karakterlerden biriymiş gibi hissediyordum. En sonunda, adı sanı belli olmayan ama romanda bana göre kritik bir eylem yapan karakterlerden biri olup, romanın önemli kahramanlarından ve Türk edebiyatın duayeni Üstad Efgan’la romanı konuşmaya karar verdim. Okumaya devam et Sevgili Okur romana dahil; Hodbinler

Hasretin dili

Saatler tam hasreti gösterdiğinde,
Güneş Sakar’dan batıyordu.
Serçeler “cik, cik” değil,
“hasret hasret” ötüyordu.
Kumruların kanat çırpışından,
Kırlangıçların şuursuzca uçuşundan
“hasret” sesleri geliyordu.
Hani o her dilden konuşan bir kuş vardı;
“Ayşe” der, “Fatma” der, hatta “miyav” derdi.
O da artık sadece “hasret, hasret” diyor,
başka bir dil konuşmuyordu.
Cırcır böcekleri adını değiştirdi,
Tevekkeli onlarda konuşuyordu hasretin dilinden.
Okumaya devam et Hasretin dili