24 Haziran seçimleri ve sandığa gitmek üzerine

AKP iktidarı, ülkeyi oyun parkına çevirdi. Canı ne isterse onu yapıyor. Bir bakıyorsunuz Amerikancı oluyor, bir bakıyorsunuz Avrasyacı. Bir bakıyorsunuz demokrasi havarisi kesiliyor, bir bakıyorsunuz diktatörlük yapıyor. Bir bakıyorsunuz darbe karşıtı görünüyor, bir bakıyorsunuz darbeci oluyor, bir bakıyorsunuz seçim isteyenlere saldırıyor, bir bakıyorsunuz seçim istiyor. Seçim sonuçlarını beğenmeyip yeniden seçim istiyor. Günü gününe, saati saati uymuyor. Koltuk değneği yaptığı MHP’yle meclis gücünü kullanarak istediğini yapıyor. Ve en kötüsü her halükârda desteğini aldığı ciddi bir halk kesimi var.

Muhalefet partilerinin gücü bunları engellemeye yetmediği gibi, itiraz ede ede onun peşinden koşturup duruyorlar. Tam bir çaresizlik içindeler. Çünkü, AKP’nin ülkeye verdiği her türlü zarar tabanı tarafından dahi bilinmesine rağmen, diğer partileri desteklemiyorlar. Israrla AKP’nin arkasında duruyorlar. Bu sadece, maddi yardımlarla açıklanacak bir durum değil. Öncelikle esas düşünülmesi gereken konu bu. Özellikle CHP ve HDP’nin üzerinde ciddi şekilde düşünmeleri gereken noktanın bu olduğunu düşünüyorum.

Aslında CHP bunun farkına kısmen de olsa vardı ve son yıllarda halkın farklı kesimlerini de kucaklayan açıklamalar yapıyorlar. Bunu bir kısım CHP yöneticisinin yapması bile önemli bir şey. Ama yetersiz ve güven vermiyor. Çünkü temel meselelerde yöneticilerin arasında ciddi düşünce farklılıkları var. Bazen birbirine çok zıt açıklamalar yapabiliyorlar. Çünkü yöneticeleri arasında anlayış farklılıkları var. Sorun sadece CHP yönetiminde de değil bence. CHP’nin kemik tabanının tutumunda da aynı farklı düşünceler var. Bir kısmı klasik CHP ezberlerinden kurtulmuş olsa da, önemli bir kısmı hâlâ üsten bakmacı, dayatmacı, kendisinden başka düşüncelere hoşgörüsü yok, en doğrusunu biz biliriz havalarında, küçümseyici, zaman zaman da özellikle AKP tabanının yaşam şekline karşı saldırgan. AKP’nin hatalarına rağmen, onu desteklemeye devam eden insanlar bunu görüyor ve son on beş yıldaki kazanımlarının (özellikle yaşam şekli ) ellerinden gitmesinden korkup, her koşulda partisini desteklemeye devam ediyor. Bu nedenlerle sadece CHP yöneticilerinin, tüzüklerinin, siyasi programlarının değişmesi yeterli olmuyor. CHP’nin tabandan bir zihniyet değişikliğine ihtiyacı var.

HDP’nin sorunu ise biraz daha farklı. HDP iyi bir programa, yeterli bir vizyona sahip olmasına karşın, PKK’yle arasına net çizgi çizemediği için ve içindeki Kürt milliyetçiliğinden arınamadığı için halkın geniş kesimlerine açılamıyor. AKP iktidarının yarattığı psikolojik savaşa sürekli malzeme veriyor. Sürekli bir ikircikli tutum içinde siyaset yapıyor. PKK’siz bir siyaset vizyonu yaratamıyor. HDP’nin de bir temel bir zihniyet değişikliğine ihtiyacı var.

Muhalefette ağırlığı olan İyi Parti ve Saadet Partisi için fazla kafa yormadığım için söyleyecek bir şeyim yok. Ama bu iki parti 24 Haziran seçimlerinde AKP iktirına son vermek adına ciddi roller üstlenebilirler. CHP ve HDP’ye birlikte bu iki partinin varlı bu seçimlerde o nedenle birlikte anılmalı. İki nedenden dolayı birlikte anılmalı. Birincisi, sadece bu dört partinin tahmini oy toplamı, AKP+MHP ittifakını ezebilir. İkinci neden ise bana göre çok daha önemli, Türkiye’nin en büyük ihtiyacı olan toplumsal barış bu dört partinin seçim ittifakıyla ete kemiğe bürünür. Tek tek bakıldığında her partinin ve yöneticelerinin geçmişinde ve günümüzde büyük hataları olmuştur ve olmaya devam ediyordur. Ama farklıklarını bir kenara bırakıp, ortak noktalarını ön plana çıkartarak, sadece Türkiye değil, tüm Ortadoğu’yu olumlu anlamda etkileyen bir seçenek oluşturabilirler. Tabii ki çok zor bir şey. Ama iyi olan hiçbir şey kolay değildir zaten.

Tüm bunları neden yazdım? 2002 seçimlerinden sonra ilk kez 16 Nisan referandumunda tehlikeli gidişe dur demek için sandığa gitmiştim. Ve sandığa gitmeyi sadece bu referandumla sınırlı olduğunu söylemiştim. Ama şimdi çok düşündüm; 24 Haziran’da da sandığa gidebilirim. Fakat partilerin tek tek sidik yarışında destek vermek için değil. Ancak böyle bir ittifak için sandığa giderim. Şartım bu. Benim gibi düşünen ciddi bir genel boykotçu olduğunu da tahmin ederek bunları not düşmek istedim.


Yazının buraya kadar olan bölümünü 21 Nisan’da yazmıştım. Aynı gün on beş CHP’li milletvekili, seçime girebilmesi için İyi Parti’ye geçti. Arkasından CHP Genel Başkanı, SP Genel Başkanıyla görüştü. Beklentim odur ki, bu üç partinin anlaşmasından sonra HDP’de bu ittifaka bir şekilde dahil olacak. Ve bu seçimler tarihe geçecek. Geçecek de ne olacak? Belki seçimler kazanılacak, iktidar el değiştirecek, birileri yine karşıtını ezmeye, yok etmeye çalışacak. Belki de tek kazanım, son on beş yıl ülkeyi her açıdan maymuna çeviren, yiyip bitiren bir iktidardan kurtulmuş olacağız. Yoksa, her şeyin güzel olmayacağını bu sistemden beklemiyorum. Kırık bir huzurla nefes alalım yeter.

24 Nisan 2018

“24 Haziran seçimleri ve sandığa gitmek üzerine” üzerine 2 yorum

Yorumlar kapalı.