Frınge

2012 yılında ilk dizi izlemeye başladığımda önerilmişti. İki bölüm izleyince sarmamış bırakmıştım. Aradan iki yıl geçip de artık yabancı dizileri didik didik aradığım dönemde en çok önerilenler listelerinde sürekli karşıma çıkınca, ilk izlediğimde tam anlamamış olacağımı düşündüm ve yeniden izlemeye başladım. Yirmi bölüm olan ilk sezonu bitiremeyeceğimi anlayımca onuncu bölümde bir kez daha bıraktım Frıng’i izlemeyi.

Aradan üç dört yıl daha geçti. Artık izleyecek adam gibi dizi bulamayacak duruma geldim. Bir iki sohbette yine bu dizinin adı geçince ve ben de diziyle olan olumsuz geçmişimi anlatınca beni ayıplayanlar bile oldu. Dizi yokluğunda bir kez daha baştan başlayarak izlemeye başladım. Birinci sezonu bitirdim, ikinci sezonu yarıladım. Maalesef dizi hakkındaki düşüncem değişmedi. Lost gibi bir dizinin yaratıcısının çocukça bir kurguyla ve neredeyse her bölümün otuzuncu dakikada sonu anlaşılan bir kurguya imza atmasına bir türlü anlam veremiyorum.

İzlemeyin demiyorum yine izleyin. Sonuçta ortada, kafayı yemiş sıra dışı bir biyoloji profesörü, onun pratik ve zeki oğlu ve FBI’ın sınırlarını zorlayan bir ajanın hikayesi var. Benim anlayamadığım bir şeyler vardır mutlaka, bazılarınıza oldukça ilginç gelecek.

Buyurun güzel yorumlardan bir kısmı.

http://www.beyazperde.com/diziler/dizi-3584/kullanici-yorumlari/